Küçük prensin fıtratında çöpçülük vardı. Leş gibi kokan, tıka basa pislik dolu çöp tenekeleri, onun için cennetten bir köşeydi. Dul kadın onu bir türlü evde tutamadı. Mahalleli de zamanla alıştı. Artık çöplerini usulca atıyorlardı.
Küçük prens, çöp tenekelerinin içinde kendine bir dünya kurmuştu. Bira şişesi toplayanlar, kağıt toplayanlar, evsizler, baliciler artık onun arkadaşlarıydı. Bu sayede, kimsenin sahip olamayacağı bir güce erişti. Bütün bir şehri esir alabilecek kadar insanı tanıyordu. Öyle ya, girmeye korktuğunuz sokaklarda yaşayan insanlar, ya bir gün sizin sokağınıza girerlerse.
Küçük prens, 14 yaşına girdiğinde, sevdiği kızı bir başkasıyla öpüşürken gördü. Mahallesine dönüp, çöp tenekesinin içine girdi. Tam üç gün boyunca oradan çıkmadı.
Çıktıktan sonra ilk önce dul kadının yanına gitti. Ellerini öptü, duasını aldı. Sonra sevdiği kızın mahallesine gitti, sokağın başındaki çöp tenekesinin içine girdi ve beklemeye başladı. Önce kızın babasını, bir kağıt toplayıcısının arabasına gömerek kaçırdılar. Aynı gece, organ mafyası annesini parçalara ayırdı. En son kızın birlikte olduğu oğlana zorla eroin enjekte ettiler.
Sevdiği kızın yalnız kaldığından iyice emin olduktan sonra çöp tenekesinden dışarı çıktı. Önce bir hamama gitti, sonra kuaföre. En şık takım elbisesini giyip, sevdiğinin kapısının önüne dikildi.
- Benimle evlenir misin?
+ Daha reşit bile değiliz, ayrıca burnunda tatak var.
Küçük prens hayal kırıklığına uğramıştı. Kendisine yeni bir çöp tenekesi aradı. Şişli civarında, kedi,köpek maması dolu bir çöp tenekesinin içine girdi. Yıllar sonra belediye başkanı olacağı yere geldiğinden, haberi bile yoktu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder